NAZ büyüyor

Lilypie - Personal pictureLilypie Third Birthday tickers

14 Ekim 2013 Pazartesi

iYi BaYrAmLaR




Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu mesut sevdikleriyle güzel bir bayram geçirmesini dileriz.

Biz kızımla dört gün mıncık mıncık bir bayram geçireceğiz inşallah. Çok sevinçliyim
Naz' ın bayram pozları.  
"Hedi enne hadi"(hadi anne hadi) diye poz veriyor sürekli. Ben sürekli çekiyorum
O poz veriyor :)





10 Ekim 2013 Perşembe

Naz' ım 22. ayı ve bizim son hallerimiz

Yok yok benden blogger olmadı olamayacak herhalde, yine arayı uzun uzun açmışım ama artık silkelendim ve toparlandım işte burdayım.
Naz' ım bıcırığım bugün 22 aylık oldu ama neler oldu bilseniz. Naz git gide aksi, mızmız,inatçı bir çocuk olmaya hızla devam ediyor. Çok zor bir ay geçirdik ki hala aynı şekilde devam ediyor.
İnatçılık hat safhada çok saçma bir şeyi yapmak için saatlerce bağıra bağıra ağlıyor, her gidenin ardından kıyametleri kopartıyor, geceleri uykuya yatmamak için kendini parçalıyor diyebilirim.
En fazla sıkıntı evdeyken. Dışarı çıkınca, misafirliğe gidince biraz daha uslu diyebilirim ama evde sürekli ilgi istiyor sürekli oyun ve gezmek istiyor. Evde bana (anneme) hiç bir şey yaptırmıyor, herşeye mii mii (bende demek sanırım) diyor. Bizim yaptığımız herşeyi yapmak istiyor. Örnek aşağıdaki resim :)

Eğer o an yaptığın şeyin araçlarını gereçlerini Naz' a teslim etmezsen resmen sinir krizine giriyor. Bazen nasıl başedeceğimi şaşırıyorum. O kadar üzülüyorum ki anlamsız şeylere saatlerce gözyaşı döküp, kendini hırpalamasına. Hayır dan , yapma demekden asla anlamıyor, hiç kimseden çekinmiyor. Çok zor dönemler atlatıyoruz. Alışverişe Naz'la çıkamıyorum herşeyi sepete dolduruyor. Koyma dediğimde bazen tamam anne diyor ama bazen inatlaşıyor.
Havalar biraz serinledi. Yağmur yağdı hatta nerdeyse 3-4 gün bildiğin kış aylarını yaşadık ve Naz tabiki hemen nezlesini, öksürüğünü oldu ve banada geçirdi. Naz şimdi iyi iştahıda eski haline geldi ama ben hala kırık haldeyim.

Naz bıcır bıcır artık hiç susmuyor. O kadar çok şey söylüyor ki . Artık kelimeleri bir araya getirmeye başladı. ' aaa anne bak ' 'anne bak havhav' 'otur anne' 'anne hadi' 'maamaamm anne(tamam demek)'. Dua ediyor ellerini açıyor dudaklarını oynatyor sonra amin diyor. Masal anlatmamızı istiyor ama içinde Naz olsun istiyor. Bir defa anlatığım uyduruk masalalrı hemen hafızaya kaydediyor, konuşamasada seslerle bir sonraki bölümü o bana söylüyor. Puzzle türü tahta oyuncaklara bayılıyor. Yerlerini ezberlemiş bizimle dalga geçiyor bu buu diye yanlış yeri gösteriyor hayır Naz demimizi istiyor ve en aaa bu (işte burası) diyor, kendince oyun içinde oyun oynuyor.
Çok telaşlı bir çocuk ve tezcanlı hemen anında olacak aklına geldiği anda yapacak. Üzüldüm Naz neden yaptın dersem hemen gelip öpüyor sarılıyor.
Güzel, bu dönemler çok güzel bıcır bıcır hala mini mini ama cadı. Malesef gelişmiyor hala küçük sadece 10 kilo ama boy olarak uzuyor. Minyatür doğdu ve öyle devam ediyor ama çok tatlı çok..
Geceleri yatarken aynaya bakıyorum savaşdan çıkmış gibiyim. Naz saniye durmuyor her yaptığın şeyin içine kaçıyor, dolapların mazallah kapağı açıksa tüm kıyafetleri aşağı indiriyor. Saldırıyor. Yapmaması gereken herşeyi yapıyor malesef :( Dur yapma , düşersin, noldu Naz, aman dökme , ay dur döktün temizleyeyim , üstün ıslandı çıkarayım ( altını ve üstünü değiştirmek bir kabus asla istemiyor) demekden her gece yoruluyorum ve serseme dönüyorum resmen. Cadı gibi oluyorum yatmadan önce. Uyutmak ayrı bir stres asla uyumak istemiyor. Sabır ve sağlık diliyorum :)
Biz geçtiğimiz ayda bir düğün ve doğum günü geçirdik. Kuzenim evlendi ve ben doğdum :)
Naz o kadar çok vakit alıyorki hazırlanıp dışarı çıkmak ve gittiğin yerden zevk almak imkansız. Ama bana bir güzellik yaptı prensesim düğün boyunce uyudu , biterken uyandı. Doğum günümde de uyudu  :) Teşekkürler meleğim :)



Yukardaki resimler ağırlık gününden resimler. Burda düğünler eski adetlere göre yapılır. Düğünden 1 hafta önce damat ve ailesi deve ile davul zurna eşliğinde düğün için geline ve ailesine aldığı hediyeleri tepsilere dizerek götürürler. Gelinlik de sandık içine koulur ve devenin sırtına asılır. Oyunlar eşliğinde kız evine gidiler ve hediyeler verilir. Kız evinin hazırladığı yemekler yenilir. Biraz daha yöresel oyunlar sonra geri dönülür. Düğünlerin en sevdiğim etkinliğidir. Bu arada biz oğlan tarafı idik :)


 
Bunlar kına gecesinden. Kına gecesinde damat evinde yemek ve içki verilir. Saat 10 gibi yine davul ve zurna eşliğinde kız evindeki kına gecesi düğününe katılırlar.




Ve son olarakda düğün gecesi. Düğün hafta içi olduğundan işden çıkıp yetişmemiz zor oldu , dolayısıyla yemek işini düğünün yanındaki restorant da halediverdik :) kuzucuk o dönem nezle olduğundan uyudu düğün boyunca ve biterken uyandı çok şaşırdı düğünde olduğunu görünce çünkü gitmeden uyumuştu :)
Biraz yorucu ve uzun sürüyor burda düğünler , ama çok şükür evlendirdik ve bitti kardeşimi :)

4 ekim doğum günümdü. Tüm arkadaşlarım tek tek aradı çoğu kişi sosyal ağlardan kutladı. Mutlu oldum güzel eğlenceli bir gün geçirdim çiçekler geldi kocamdan ofisime, ardından abim eşi ve biz rakı eşliğinde güzel bir yemek yedik ve kuzucuk saat 10 gibi uyandı evimize koştuk. Özel günler ve hatırlanmak çok güzel. Herkese ve aileme teşekkür ederim.
Bu aralar kış moduna girmiş bulunmaktayız bodrum gündüz hala terletiyor ama geceleri montsuz çıkmak imkansız. Seviyorum ben kışı ve güzel olacak biliyorum. Herkese sağlıklı ve gripsiz bir kış diliyorum

11 Eylül 2013 Çarşamba

Naz 21 aylık





Yine 1 ay olmuş bloğuma uğramayalı. Birazda tembellik ettim ha bugün ha yarın derken Naz'ın ay dönümünü bekledim. Kuzum dün 21 aylık oldu. Nasıl sevimli halleri , o konuşurken ki dudakları ısırasım
her anne dediğinde içime sokasım geliyor. Çok şükür diyorum bu günümüze. Hep aklıma 1,600 kilo küçücük, buruşuk Naz geliyor ve yine çok şükür diyorum. Uyku düzenimiz yok, yemek alışkanlığı bozuk ve dengesiz ama mutlu, binlerce şükür sağlıklı ve neşeli.

3 ay sonra 2 yaşında olacak, hala inanamıyorum. Ne ara 1 oldu şimdi 2 olacak ne çabuk geçti zaman. Hangi ara büyüdü ve 2 olacak inanamıyorum. 21 aydır hayatımızda bir cimcime var ki nasıl cadı anlatamam ama yinede bundan önceki senelerim sensiz kızımsız boş yere geçmiş evlat bambaşka evlat hayat demekmiş. Gözlerinin önünde yeşeren meyve veren bir fidan, cılız bir filizin toprağa, suya ihtiyacı olduğu gibi , henüz bizim küçük fidanında anneye babaya ihtiyacı olması nasıl bir iç huzur, ne güzel bir duygu . Bunları bana hissettirene aracı olanlara binlerce şükür.

Naz 21 aylık bıcır bıcır susmuyor. En az 2 günde bir yeni bir kelime söylemeyi başarıyor. Yeni kelimeler ayo (alo) , düsüff (yusuf diyor aklı sıra dedesinin ismi), pepe, bebe,  ditt (git) , gogok (hem yumurtaya hemde tavukalara) , del del(gel gel) , men(ben), bu bu anne bu (her dakika heyacanla birşeyler gösteriyor) ve en önemlisi NA diyor yani ismi NAZ . Henüz z harfi yok o da olur böyle çok şirin nasıl olsa ilerde tüm kelimeleri doğru söyleyecek.

Pek ağlarcı, herşeye ağlıyor ama çoğu yalancı ağlama isteği olduğu anda feryat figan ağlarken gülmeye başlıyor. Hırçınlaşma, inatlaşma çok fazla hep istediği olsun istediği yere gitsin , olmayınca hırçınlık ağlama, bağırma . Böyle olunca ne yapacağımı şaşırıyorum ve bırakıyorum kendi haline susar belki diye ama hiç susmadı şimdiye kadar :)

Uyku düzensizliğimiz henüz hala bitmedi artık ümidimi kestim bitmeyecek. Naz uykuya dalması zor uyandırması zor bir çocuk . Çok zor uykuya dalıyor, uyudumu uyanmak bilmiyor. Yemek düzenide uykuya bağlı olarak bozuk. Ne zaman uyanıp ne zaman yattığı belli olmadığı için yemekleri hiç saatinde değil. Kendim bakmadığım sürece artık bu düzeni Naz' a uygulamam çok zor o yüzden moralimi bozmuyorum. Ama iştahsız bir çocuk ve buna çok moralimi bozuyorum. Umarım büyüdükçe düzelir. Favorisi meyveler, hepsini yemiyor , şeftali , üzüm, karpuz, mürdüm eriği favorisi bu ara. Akşamlar bir tabak hazırlıyorum çerez ve meyveden oluşan, bayılarak yiyor. Ama ana öğünleri çok sevmiyor. Yemeklerden pilav hala en sevdiği, köfte nadiren yiyor, patetes, balık ve sebze yemeklerini ayırt etmeden yiyor. Ama kaşık dolusu değil tabiki mıncık mıncık yiyor.

Bodrum da kavurucu sıcaklar bitti ama deniz mevsimi henüz bitmedi. Yine sıcak ama sadece gündüz saatlerinde hatrı sayılır bir sıcak var , geceleri artık terlemeden camlar kapalı çok rahat uyuyoruz. Bodrumda deniz sezonu bitmedi ama ben kapattım deniz olayını. Hem yorgunluk hem de artık Naz hasta olabilir. Pazar günleri çarşı pazar erzak, sebze alışverişi, temizlik, Naz' ı gezdirmek gibi etkinliklerle geçiriyoruz artık.

Naz lunaparkın yanından geçtikçe anne aaa annee diyordu, hadi dedim gidelim birgün ama şimdi hergün hergün istiyor :) Atlı karıncalar da keçilerle atları ayırt ediyor. Keçilere 'mee' atlara 'dıgıdık' diyor. Hangisini isterse bindiriyoruz. Babasının kucağında çarpışan arabaraya binmeye bayılıyor. Çıkışta hep ağlayarak çıkıyoruz asla çıkmak istemiyor :) Her akşam anne bamm( çarpışan arabaralara bamm diyor) anne dıgıdık. Mutlaka hergün şansını deniyor, götürürmüyüz diye.

Yaz ayları yoğun , sıcak, yorucu , güzel ve bunaltıcı geçti ama en sevdiğim mevsim sonbahar kendini az da hissettirmeye başlayınca benim de moralim ve enerjim biraz arttı. Kolaysa Naz la enerjin olmasın , saniye yerinde durmuyor ama ev işlerinde yardım ediyor. Götür getir işleri haricinde bulaşık makinesininden temizleri tek tek bana veriyor ben yerine koyuyorum :) Daha yolun başındayız ama tadını çıkartarak ilerlemek lazım zira bebeğimin bu günleri asla geri gelmeyecek. Alaahım bunun için güç ve sağlık versin gerisi boş.

Daha yazacak aklıma gelmeyen çok şey var ama artık daha sık yazacağımdan ilerki yazılarımda görüşmek üzere inşallah.

İşte Lunapark güzeli Naz...



İşte kahveci güzeli Naz. Asla tabağı olmayan bir fincandan kahve içmiyor. Tabi bol sulu kahve içiyor :)

Bu da benim bu yaz kendime daha doğrusu eşimin bana verdiği en güzel hediye Sıla konseri. Çok seviyorum şarkılarını sesini ve müthiş bir konserdi. Hem çok sevdiğim için hem de Nazın bize ertesi gün yaptığı huysuzluğu için o günü asla unutmayacağım. Biz konserden dönene kadar uyumuş ve o gece bizi görmediği için ertesi gün ağla ağla ananesine çok eziyet etmiş annee annee diye ağlamış ve akşamüstü annem dayanamış benim ofisime getirdi al çocuğunu beni çok üzdü dedi ve gitti. 2 saat benimle mesai bitimine kadar durdu ama asla eziyet etmedi. Sarıldım öptüm öptüm söz verdim bir daha kızım büyüyene kadar onsuz akşamları bir yere gitmeyeceğim diye.....